Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları

Üniversite Başarı Sıralamaları

Hikâye Türü ve Özellikleri

Hikâye, Türkçe Sözlük'te gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü olarak tanımlanmaktdır.  Edebiyatta ise yaşanmış veya yaşanması mümkün  olayları kişilere bağlı olarak belli bir yer ve zaman içerisinde anlatan kısa yazıla­ra hikâye denir. Hikâyede mutlaka bir olay ya da durum ele alınır. Ele alınan konu, yer ve zaman gösterilerek anlatılır.

Hikâyede yaşanmış olaylar anlatılabileceği gibi tama­men hayalde tasarlanan fakat yaşanabilir olaylar da anlatılabilir. Anlatılan olayın en ilgi çekici yönleri vurgulanır, okuyan­da bir zevk ve heyecan uyandırması beklenir. Hikâyelerde ele alınan olay kısa olarak işlenir. Olaydaki kişilerin sayısı azdır. Temel olaylar anlatılır, gereksiz ayrıntılara girilmez.

HİKÂYE TÜRÜNÜN TARİHÇESİ
Dünya edebiyatında ilk hikâye, İtalyan yazar Boccacio'nun yazdığı "Dekameron" adlı eserdir.
Hikâye türünün Batılı anlamda ilk örnekleri Türk edebi­yatında Tanzimat Dönemi’nde görülmeye başlanmıştır. Batılı anlamdaki hikâyelerden önce Türk edebiyatında hikâye türünü karşılayan halk hikâyeleri, meddah hikayeleri, Dede Korkut Hikâyeleri, mesneviler vardı.
Batılı anlamda ilk hikâye denemeleri Emin Nihat'ın yazdığı Müsameretname ve Ahmet Mithat Efendi'nin Letaif-i Rivâyât adlı eserlerdir.
Batılı anlamda ilk hikâyemiz ise Samipaşazade Sezai'nin yazdığı Küçük Şeyler adlı eserdir.

HİKÂYE ÇEŞİTLERİ
HİKÂYENİN ÖĞELERİ
a. Kişiler: Hikâyede anlatılan olayları veya durumları yaşayan kişilerdir. Hikâyede kişi sayısı azdır. Sadece bir veya birkaç kişi vardır ve onların başından geçen olaylar anlatı­lır. Hikâyede olayları yapanl ya da olaydan etkilenen kişilere hikâyenin kahramanları denir. Kahramanın kendine özgü ayırt edici özellik taşıyanına karakter, benzerlerinin nitelik­lerini abartılı bir biçimde üzerinde toplayan, belli bir sosyal kesimi temsil edenlere tip denir
Olay: Hikâye kişilerinin başından geçenlere olay de­nir. Hikâyede tek bir olay ele alınır. Bu temel olaya bağlı küçük çaplı olaylar yer alabilir. Olayların gelişiminde mantıksal sıra izlenir.

c. Zaman: Hikâyede, ele alınan olayın başladığı ve bit­tiği bir zaman dilimi mutlaka vardır. Olayların başlaması ile bitmesi arasındaki sürece zaman denir. Olaylar bu zaman di­limi içerisinde gerçekleşir. Bu zamana kronolojik zaman adı verilir. Hikâyelerde zaman, gerçek zaman, kozmik zaman olarak iki türlüdür.
Gerçek zaman, olayların yaşandığı, kişilerin içinde bulunduğu gerçek zamandır.. Kozmik zaman kişlerin geçmşi hatırlaması üzeirne geçmişten içinde bulunulan ana kadar geçen zamandır.

Hikâyeler oluşumlarına göre olay hikâyesi ve durum hi­kâyesi olmak üzere ikiye ayrılır.
1. Olay Hikâyesi: Olay hikâyesi, ele alınan olayların mantıksal bir gelişim içerisinde verildiği hikâyelerdir. Bu tür hikâyelerde olayların planlaması serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden oluşur. Olayların gelişiminde kişi, yer ve za­man öğeleri göz önünde bulundurulur. Bu tür hikâye, Fransız edebiyatında Maupassant tarafından geliştirildiği için Mau- passant tarzı hikâye adıyla da anılır.
2. Durum Hikâyesi: Olaylardan çok sosyal olgula­ra, duygu ve düşüncelere önem veren bir kesiti anlatan hikâyelere durum hikâyesi denir. Durum hikâyesinde; duy­gu, düşünce ve hayaller ön planda olduğundan hikâyenin yapı öğeleri ikinci plandadır. Bunlar anlatımda okuyu­cuya sezdirilir. Bu tarz hikâye Rus yazar Anton Çehov tarafından başlatıldığı için Çehov tarzı hikâye olarak da isimlendirilir.

NOT:
Türk edebiyatında; olay hikayesinin temsilcileri Ömer Seyfettin ve Refik Halit Karay'dır. Durum hikayesinin temsilcileri de Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal'dır.

ç. Yer: Hikâyede ele alınan olay belli bir yerde (mekân­da) geçer. Bu yer, okul, hastane, bahçe, sokak olabileceği gibi insanın iç dünyası da olabilir. Hikâyede yer ya da çevre, betimlemelerle tanıtılır ve kısa tutulur, ayrıntılara girilmez.
d. Dil ve anlatım: Anlatım, birinci tekil kişinin ağzından ya da üçüncü tekil kişinin ağzından yapılır.

Anlatıcı; destan, masal, hikâye, roman gibi metinlerde sesi duyulan, gizli veya açık kimliğine tanık olunan bir varlık­tır. Anlatıcı, gerçek bir kişi değil kurmaca bir varlıktır. Metinlerde üç şekilde görülür:
1. Kahraman Bakış Açısı: Kahramanın olayların için­de yer aldığı, anlatımın birinci ağızdan yapıldığı bakış açısı­dır. Bu yöntemde olayı anlatan “ben” vardır. Olaylarda inan­dırıcılık daha gerçekçidir.
2. Gözlemci Bakış Açısı: Olan bitenin üçüncü ağızdan kamera sessizliğiyle aktarıldığı bakış açısıdır. Anlatıcı olay­ların içinde yer almaz, sadece gördüklerini anlatır. Olayları dışarıdan gözlemler. Çözümlemeler gözlem, tutum ve dav­ranış analizlerine dayandırılır.
3. Hâkim (İlahi) Bakış Açısı: İlahi bakış açısında anlatıcı, olan biten her şeyi bilir, zaman ve mekân engeli tanımadan her şeyi gö­rür.. Anlatım üçüncü kişi ağızından yapılır ve anlatıcı kahramanların psikolojik hâllerini, akıllarından geçirdiklerini bilir. Anlatıcı olayların içinde yer almaz. Zaman zaman kendi yorumlarını katabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.